Çürüdük…

8 Ocak 2018

  Çürüdük işte, çürüdük, koktuk. Bilmem kaç devlet kurduk da yıktık: her zaman böyle miydik? Biz kurduk o devletleri, ideolojimiz kurdu. Sonra zehirli bir sarmaşık gibi sardılar onu diğerleri. Açın bakın kitabı ne yazıyor. Din ve milliyetçilikten önce var olan Türkmenliğe bakın. Bugünkü Türklüğü ırkçılık, İslamı da Arap Sünniliği zehirlemiş. Beş yüz yıl önceki ılımlı sünni islamdan eser kalmış mı? Peki, ne alakası var onunla bunun? “Uyuyan bir nesil yaratacağım”…

Read More >>

Soy Hattı İçtiması

8 Ocak 2018

    Yuzbinlerce yıllık geçmişimi düşünüyorum. Dedemin dedesinden başlayarak geriye doğru uzanan bir hayli uzak geçmişimi… Geçmişin herhangi bir dönemini, mesela Yüz bin yıl onceyi alıyorum ele. Yüz bin yıl önce yaşayan dedeme helal olsun be. Ne bir kabile savaşı oldurebilmis onu, ne salgın hastalıklara yakalanmış, ne de kısır bir kadına denk gelmiş. Kendi de kısır kalmamış. Yani beni yirminci yüzyılın 84 Temmuzunda dogurtabilmek için inadına tutunmuş hayata. Sağolsun var…

Read More >>

Romanlar Artık Sarsmıyor

4 Ocak 2018

    Tam olarak şöyle söylüyor eleştirmen Ömer Türkeş: “Romanlar artık sarsmıyor, vicdanları huzursuz etmiyor, isyana çağırmıyor. Bir yazar ancak farkına vardığı gerçekliği ifşa eder. Okuyucu farkına vardığı kadarını benimser.”   İğrendiğim bir mesele benim de. Gerçek dünyada hiçbir yansıması olmayan, daima yüzeysel ve zihni zorlamaktan uzak kitaplar yazılıyor. Romantik, fantastik, bilimden uzak dini hayalperest bir kurgu anlayışı. Ask mesela. Yerde süründüğü haliyle alıp kullanırken, tek cümlesinde bile felsefenin ışığı…

Read More >>

Sizin de ininiz var mı?

2 Ocak 2018

    “İnsanın kendi ininden başka gidecek yeri olmaması ne kötü! Görünürde kendi evin gibisi yok. Var mı? Doğru zamanda doğru soruyu sormak kimin haddine? Ne demek, her zaman kendi evin gibi bir yer mutlaka vardır. Neresi olduğu kesin değildir ama! Madem bu kadar huzursuzsun, öyleyse nereden kovulduğuna bak. Sataşmalara aldırmadan git ve otur oraya. Ait olduğun yer her zaman kovulduğun yerdir. Ama oraya ait olabilmen için oranın da sana…

Read More >>

Anımsamak

31 Aralık 2017

     Hiç acı çekmediği halde bazen durduk yere hatırlar insan. Hatırı sayılır bir şey değil ya, bizimkisi yeni metinler üretmek. Onca deneyimlerin arasında pek azı acı verir bize, geri kalanı ise kurguya hizmet eder artık, yazılacak öykü ve romanlar için. Dışarıdan bakan da ne kadar romantik ve sadık olduğumuzu düşünür biz yazarların. Hala unutamamışızdır eskiyi. Aslında derin bir sezgiyle yol sürdüğümüzden olacak, sarsici geçer beraberlikler lakin her cümle de…

Read More >>

Yılbaşı Önerisi

30 Aralık 2017

     Kara softa değilim, yılbaşına düşmanlığım yok. İsteyen Noel tadında da kutlayabilir hatta “seninleyiz İsa korkma” dizelerini de tekrarlayabilirler. Bu sanırım bir Hristiyan duasıydı. Yıllar önce bir kiliseye gittiğimde yapışmıştı kulağıma. Dini bir vecibe değildi tabi. Papaz olduğuna ikna olduğum sakallıdan, mahzende şarap olup olmadığını sormuştum:)) Efendim yılbaşında çalışıyorum. O yüzden salt öneride bulunabilirim. Özel gün gibi bir takıntım yok. Mesela geçen sene gece yarısı kuran okumuştum. Benden de…

Read More >>

Yazarlara Dair

30 Aralık 2017

       Her yazarın bir gün ünlü olma gibi bir hayali vardır. Yaşarken değilse bile öldükten sonra. Hatta bunun böyle olacağından kuşku bile duymaz sevgili yazarımız. Çünkü o kadar derin yazıyordur ki Tolstoy halt ede yanında! Ee bunca güveni olmasa kitap çıkartır mıydı? Bu yeteneğin doğuştan geldiğini söyleyenlere ise özellikle dikkat edin. Neden böyle düşünürler? İnanın sadece birileri böyle söylediği içindir. Bunun tanrısal bir yetenek olduğunu söyleyen yazarların bir…

Read More >>

Geceye Birkaç Söz

26 Aralık 2017

    İnsanlar hep yanlış zamanlarda karşılaşırlar birbirleriyle. Birinin arayışı, ötekinin gönül yarasına denk gelir. Bu hep böyle olmuştur. Bir çift yaşlı gözün, “neden daha önce karşıma çıkmadın” diye bağırması, yaşamın özü haline gelmiştir. Bir akşam üstü bir kahveciden dışarı çıkarsın. Biraz daha kalmanda fayda vardır halbuki. Hava soğuktur. Kapının önünde durup sağa sola bakarsın. O hissi bilmem yaşadınız mı hiç. Başka zaman olsa, mesela keyifli bir gününde, havanın o…

Read More >>

Hamlet

25 Aralık 2017

    “Ophella: Oh, sevgili Tanrım ona yardımcı ol. Hamlet: Eğer bir gün evlenirsen şu beddua benden sana çeyiz olsun: buz kadar el değmemiş, kar gibi temiz olsan da, iftiranın elinden kaçamayacaksın. Manastıra at kendini. Haydi elveda. İlle de evleneceksen bir budalayla evlen. Çünkü aklı başında erkekler sizlerin onları nasıl maskaraya çevirdiğinizi çok iyi bilirler. Manastıra, haydi çabuk ol. Elveda. Ophella– Ey göksel güçler, aklını verin ona! Hamlet: Boyalarını falan…

Read More >>

Deli Ruhlu Milena Ve Böcek Kralı Kafka

24 Aralık 2017

   Deli bir kadındı şu bizim Milena. Bizim Milena’mız. Hemen de bizim olur. Tutkulu bir âşık. Gazeteci, yazar ve çevirmen. Kafka gibi bir dehayı bile dize getirmiş bir kadın. Kafka açısından akıl hastalığına dönüşmüş bir sanrı! Kadının öyle kudretli bir ruhu var ki sevişmeye bile korkmuştu şu bizim böceklerin tanrısı Kafka! Aslında Milena’nın yanında Kafka’nın varlığı biraz sönük kalıyor. Onu bizim Milena’mız yapan şey, yalnız Kafka’nın gölgesi altında kalmış olması…

Read More >>

Yüzleşme

24 Aralık 2017

     Şöyle bir yüzleşelim öyleyse kendimizle. Ben kötü müyüm? İsmim birilerinin dilinde “zararlı bir bakteri” gibi dolaşıyorsa evet. Bir kadını üzmüştüm bir zamanlar: bir kadın tarafından üzüm gibi ezildiğim dönemlerde. Biliyorum, ismim bir bakteri onun dilinde. Yenice şöyle bir söz etmişti saygı duyduğum bir kadın: “bir şairle sevgili olmak insanı yorar! Yorma beni!” Yenice fark ettiğim bir şey daha var ki insan bir kadına neden ihtiyaç duyduğunu anladığı gün…

Read More >>

Komünist İmam

21 Aralık 2017

  İmamdan da gomunist olur mu demeyin. Yoksa zaten demediniz mi? Demişsinizdiirr :)) Bakın ne anlatacağım size. Geçtiğimiz senelerde kabasama gitmiştim senelik iznimde. Gerçi rutin bir eylem. Her yıl tekrarlanır. Bahadın kasabası, kimliği itibarı ile Yozgat’ın “yoz” olmayan en ileri kabasadır. Canlar yaşar orada. Efendim bir gün komşumun birini ziyarete gittim. Laf döndü dolaştı (çam kozası gibi dönderirim lafı söylemesi ayıp değil) benim gomunist olmama geldi. Teyzelerden biri demesin mi:…

Read More >>