Sanrılar ve Yüzleşme

16 Haziran 2019

   Aslında kitabın adını “yüzleşme” koysam daha isabetli olurdu. Gerçi “sanrılar” da on ikiden vurdu ya… Her ne kadar öyle görünse de bu bir aşk romanı değil. Olay örgüsü başka türlü de gelişebilirdi. Bizler bir kitabın nasıl okunması gerektiğini bilmiyoruz. Bakın bu çıkarımda son derece ciddiyim.    Her kitabın bir ana teması vardır ve olaylar o temanın etrafında gerçekleşir. Tabii ki yazarın bundan haberi varsa. Okuduğunuz yapıtın faydasını görmek istiyorsanız…

Read More >>

Tüküreyim Sizin Dostluğunuza

13 Haziran 2019

   Sizler bayım, biraz yaklaşınca insanın kaşını gözünü, en çok da saç diplerini ütüleyen karanlık alevlersiniz. Koruyalım bu mesafeyi. Kafalarınızın içinde ağdalı bir örümcek besliyorsunuz çünkü. Tatlı diliniz bir olta iğnesinden çok daha ölümcül görünüyor. Varlığınız, içinde ağır bir pedofili barındıran iğrenç bir kurgunun aşağılık karakteriyle eşdeğerdir. Bu ne cüret böyle?    Çürümüş kulağınız bir dizi fısıltılar işitmekte. Akıl hocalarınız var sizin, nefreti öğütleyen. Daha önce hiç ayak basmadığınız topraklarda…

Read More >>

Yarım Akıllılık!

10 Haziran 2019

   Yani yarım akıllılık! Ayran gönüllülük. Ne istediğini tam olarak bilememe hali. Tam bir eyleme soyunmuşken başka bir eylemin daha tatlı, daha cazip gelmesi. Bu yüzden ortalık mürekkep yalamışlarla dolu ya. Ama mürekkep, kutusunda silik vaziyette duruyor, hiç mi hiç kullanılmamış. Öyleyse insanlığın mürekkep niyetine yaladığı şey nedir? Cehalet mi? Bence daha fazlası. Rotasızlık mesela.    Gemi batmak üzere. Pusula bozuk. Filikalar da çalınmış üstelik. Bir hal çaresine mi baksak…

Read More >>

Güzel Şeyler Günahtır

2 Haziran 2019

   Güzel şeyler günahtır. Günahın olduğu yerde birileri cehennemin konforlu köşelerine kurulmuş demektir. O halde ne zebani bildiğimiz türden bir zebanidir, ne de azabın tadı katran tadındadır.    Yasanın dışına itilmiş olan davranış biçimlerini en iyi yasa koyucular yaşıyor. Önümüze konulan ahlâk kurallarını gerçekten savunuyor olsalardı, sanırım bin katına çıkardı zalimlikleri! Ya o şişmanlatan şey? Bakın işte onu kıçından anlamışlar. Bu yüzden şeytanın asıl şeytanlığı orada çıkıyor ortaya. İblis “ayin”…

Read More >>

Faydasız Bilginin Faydası

16 Mayıs 2019

   Bay George Eastman’la birkaç yıl önce “fayda” konusu üzerine yaptığımız sohbeti hatırlıyorum. Müzik ve sanatta beğeni sahibi, akıllı, bilgili ve öngörülü bir kişi olan Bay Eastman, bana niyetinin, büyük servetini faydalı konularda eğitimin teşvikine adamak olduğunu söylemişti. Ona, dünyada en faydalı bilim çalışanının kim olduğunu sordum. Hemen, “Marconi” yanıtını verdi. Bunun üstüne, “Radyodan aldığımız hazzın büyüklüğü ne olursa olsun, telsiz ve radyo insan hayatına ne katmış olursa olsun, Marconu’nin…

Read More >>

Annelik yapmak mı, anne olmak mı?

annelik
12 Mayıs 2019

   Bir annenin, çoğunlukla çatıştığı ve neden çatıştığını anlayamadığı kızına yazdığı, kendisiyle ve anneliği ile hesaplaştığı, samimi duygularını anlatan bir mektup:    “Sevgili Kızım! Anne olacağımı öğrendiğimde buna hiç hazır değildim. Kendimi henüz çocuk gibi hissediyorken anne olma fikri tuhaf gelmişti. Ne hayalini kurmuştum ne de nasıl bir şey olduğu ile ilgili düşünmüştüm. Bana yabancı olan bu fikre alışmam için sekiz ayım vardı. Bu süreç içinde elbet kendimi hazırlayacaktım. Zira…

Read More >>

Kime Kalacak Şu Cehennem?

11 Mayıs 2019

   Kimse cehennemi yakıştıramıyor kendine. En kötü ihtimalle birazcık köz, bir parça katran! Kahkahalarından belli ki hepsi de cennet yolcusu. Cehennem ötekiler için. Ötekiler de buna inanıyor ama farklı bir yolla: bütün dinlerin ortak özelliği, kendi inançlarına dâhil olmayanların mutlaka cezalandırılacağı! Cehennemlikse beddua edebilir misin? Başına bir musibet gelir mi? Adam zaten kaybetmiş. Vur abalıya! İyi ama içindeki öfkeyle cennet kabul edecek mi seni?    Korku bizi yatıştırıyor olmalı. Önünde…

Read More >>

Bulunamayana Dair

17 Nisan 2019

   Yaşam enerjisinin “bilgi” denilen sünger tarafından emildiği yıllarda daha az gülmeye başladığımı fark etmiştim. Toplumun kalitesi düşüktü. Onun zevk aldığı şeylerden zevk almıyor, yavan sohbetlerinde kendimi daha bir yalnız hissediyordum.    Sorgu mekanizmamın ilk kez yaratılışla çalışmaya başlaması, arkasında derin ve karanlık bir uçurum getirecekti bana. Dört kitabı okumuş, yetmemiş, çok tanrılı dinlere sokmuştum burnumu. Yargıç kafalı beyinlerde olduğu gibi var oluşun sıkıntılı çıkmazlarıyla karşılaştım. Önce yıkımı, sonra sancılı…

Read More >>

İnsan Toplumunun Kuralları

10 Nisan 2019

   Çünkü onlarda her kafadan bir ses çıkmıyor da ondan. Mesela işçi arı, “vay anaam vay! Dün ölü bir böcek bacağı bulana kadar yol ayrımına kadar yürüdüm, bacaklarım kırılıyor, biraz daha geberip yatsam iyi olacak!” demiyor. Ya da bir işçi arı, kraliçe olacak yosma arıya diş bileyerek grev hakkını da kullanmıyor. Hâlbuki kendisi de dişi, taht üzerinde hak iddia edebilirdi. Ama sevdiğim bir huyları vardır ki akşama kadar kıç büyüten…

Read More >>

Kandilde Balkıyan Nurdan Gelirim

12 Şubat 2019

   Dudaklarınız! Onlar, milyarlarca yıl önce patlamış bir yıldızın içinde oluşan karbondan meydana geliyorlar. Hepimiz yıldız tozuyuz. “Kudret kandilinde bir ışık iken / Ta ol zaman âşık oldum nura ben.” diyor Sıdkı baba. “Kandilde balkıyan nurdan gelirim.” de Nesimi’ye ait. “Kandil” ışık saçan bir alev kütlesi demek. Yani yıldız. Al sana bin yıllık bilgi.    İçimi yakan başka bir ateş daha yok. Hal böyleyken varlığı neyine göre tanımlarız? Bizler oyun…

Read More >>

Gitmek…

4 Şubat 2019

   Olup bitenlerin farkındaydı. Acı çekiyor, gitmek istiyordu. İnsan, nereye gideceğini bilmeyen bir canlıydı. Kurtulmak istediği huzursuzluk yaşamın ağır baskısındandı fakat ona gideceği kentin melekler şehri olacağını düşündüren şey neydi?    Sorun, yaşamın acımasız olmasında mıydı yoksa ruhun aşırı derecede hasar görmesinde mi? Ayak parmakları kırıldığı halde acının sebebini çok fazla yürümüş olmasına bağlayan bir insanı ne koltuk değneği kurtarabilirdi ne de mola.    Biçimini kaybeden bir ruhu sevgiden başka…

Read More >>

Kadının Gidişi

21 Ocak 2019

     Bir kadını düşlerken onun gülen gözleri hâlâ yanaklarının yumuşaklığını hatırlatabiliyorsa, kusura bakma ama narkozluk hastasın sen. Çünkü bilirsin ki onun o gamzeli yanakları yabancı dudaklara emanettir artık, yabancı fısıltılara… Hadi acı çektir kendine, daha fazlasını hayalle ve bir de yabancı bir penis ekle buna. Ne olacaktı ki başka? Hangi hayatı yaşıyor zannediyorsun elini bırakıp da gidenlerin? Elini tutanları bırakıp gittiğin hayat, işte o hayat…    Geride bırakılan yüreğindeki…

Read More >>