Padişahım Çok Yaşa!

9 Temmuz 2018

     Bugün yepyeni ve eskisinden daha da rezil bir devrin başlangıcı! Bugün itibariyle tek adam rejimi yasal statüsüne kavuşacak. Pazardaki meyve sebze fiyatlarından tutun da kaç kez imalı imalı öksüreceğinize kadar her şey bu başkan tarafından belirlenecek. Bu güne kadar tersi mi oluyordu diyeceksiniz. Onun da sırası var.    Bu denli ciddi bir meselede kara mizah yok değil. İlkin bu yüzüne bakalım. Bugün meclis kürsüsünde yemin edecek ve bunu…

Read More >>

Seçim Notları

25 Haziran 2018

     Gece bir şeylerin döndüğü belliydi. Akşam ne Kılıçdaroğlu, ne de Akşener çıkıp hiçbir açıklama yapmadılar. Daha önce olmayan bir şey. Tezcan’ın o sert açıklamasından sonra geri vites yapmış gibi görünmesinin ardındaki sebep de bu olsa gerek. Bana göre ne MHP bu kadar oy aldı ne de Akşener dibe çakıldı. Dört saatte atmış milyon oyu nasıl sayıyorsun? Ayrıca sabaha kadar okuduklarıma göre Ak çeteler sokaklarda yeniden piyasaya çıkmışlar. Bu…

Read More >>

Sığmazam

6 Mayıs 2018

  Ahh işte gerçeğin dizeleri…   Bende sığar iki cihan, ben bu cihana sığmazam. Yersiz, yurtsuz cevher benim, hiçbir mekâna sığmazam.   ***   Hem sedefim hem inciyim, sırat’tan da geçiciyim. Bunca atlas kumaş ile ben bu dükkâna sığmazam.   *** Gizli hazine benim işte, göz önünde olan da ben. Maddenin cevheri benim, dağa, ummana sığmazam.   *** Can ile cihan benim, dünya ile zaman menem. Ama ne dünyaya, ne…

Read More >>

Acı, masuma da Yalan Söyletir

26 Nisan 2018

  “Acı, masuma da yalan söyletir.”  Publius Syrus     Scipio, Roma halkı önünde ağır bir suçlamaya uğradığı bir gün, kendisini savunacak ya da yargıçlarına yaranacak yerde şöyle demiş onlara: pek yaraşır size, sayesinde dünyayı yargılama yetkisini elde ettiğiniz bir insanın başını yargılamak.    İşkenceler tehlikeli bir suç arama yoludur. Doğruluktan çok sabır denemesi olabilir. Acı çekmek niçin daha çok olanı söyletsin de olmayanı söylemeye zorlamasın? Tersini düşünürsek, kendine yüklenen suçu…

Read More >>

Felsefe Hem Hoşlandırır Hem İyileştirir Bizi

23 Nisan 2018

     “Bilirsin, Harpasta, karımın soytarısıdır. O deli kadın, babadan kalma göreviyle kalmıştır evimde; çünkü ben bu korkunç yaratıklara düşmanımdır; kaldı ki canım bir deliye gülmek isterse, hiç uzağa gitmeden, kendi kendime gülebilirim. Çok garip ama gerçek sana anlatmak istediğim:    Bu deli kadın kör olduğunu anlamıyor ve benim evimin karanlık olduğunu ileri sürerek, kendisini başka bir yere götürülmesini istiyor yöneticisinden ikide bir. Onun bu durumuna gülüyoruz. Ama inan ki…

Read More >>

Öğrencilerinizin İnsan Olması İçin Çaba Harcayın

1 Ocak 2018

    Almanya’da bir lise müdürünün her eğitim-öğretim yılı başında öğretmenlere gönderdiği mektup, çok bilinen bir hikayedir… “Bir toplama kampından sağ kurtulanlardan birisiyim. Gözlerim, hiç bir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü. İyi eğitilmiş ve yetiştirilmiş mühendislerin inşa ettikleri gaz odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşirelerin vurduğu iğneler ile ölen bebekler, üniversite ve lise mezunlarının vurup yıktığı insanlar… Eğitimden bu nedenle kuşku duyuyorum. Sizlerden istediğim şudur; öğrencilerinizin…

Read More >>

Kimi İltifatlar Özeldir:)

12 Aralık 2017

  Yıl, 1887… Gazetecinin biri, Victor Hugo’ya soruyor: “Eserleriniz ve siz bugüne de çok olumlu eleştiriler aldınız, çok övüldünüz. Bunlar arasında sizi en çok hangisi hoşnut etti?” Hugo anlatıyor: “Karlı bir kış gecesiydi. Eş dostla yiyip içmiştik. Mesafe kısa diye, evime yaya olarak dönüyordum. Fena halde sıkışmıştım. Hızlı adımlarla, malikanemin bahçe kapısına vardım. Kapı kilitliydi. Var gücümle uşağıma seslendim: ‘İgooooooor!’ Defalarca haykırmama karşın İgor’un beni duyduğu yoktu. Sidik torbam Atlas…

Read More >>

Tuğçe’den Sonra

2 Aralık 2017

     Tuğçe Albayrak. Onu hepiniz tanırsınız. Kasabamın güzel yürekli devrimci kadını. Onu hiç görmedim. Hiç konuşmadım da. Türkiye’ye fazla gelmediği için muhtemelen o da beni tanımazdı. Ama bazen insan insanı öyle zamanlarda tanır ki bir daha asla unutamaz onu. Şimdi bütün dünya tanıyor. Hakkında çok şey yazılıp çizildi. Saygıyla, ayakta alkışlandı. Peki ya sonra? Adaletin ayağını sürüye sürüye bir yerlere yetişmeye çalıştığı bir dünyada, katiline “çocuk” diye hitap etti…

Read More >>

İki Köpek

17 Ekim 2017

    Yaşlı Kızılderili reisi torunuyla birlikte kulübesinin önünde oturmakta ve az ötede birbiriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izlemektedir. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtır. On iki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup dururlar. Bunlar dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri kurt köpeğidir… Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünmektedir. Dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden özellikle…

Read More >>

Ahh İntikam Sesleriyle Çınlıyor Sokaklar…

10 Ekim 2017

  Ahh, İntikam sesleriyle çınlıyor sokaklar Ooy O fırtına kopanda, Bedenim o rüzgarın önüne Bir mermi gibi sekende Siz aşağılık asalaklar Nereye kaçacaksınız o günde. Milyonların nasırlaşmış yüreklerinden İnsaf dileyeceksiniz de Patlayan kazan başında Haşlanmış derisiyle Kardeşimin cesedini göstereceğim Sizlere. İnsaf diye inlediğinizde Göçük altında gömdüğünüz Madencilerin seslerini dinleteceğim. Bir daha insanlığın başına bela olmayasınız diye hepinizin kafasını taşlarla ezeceğim. Bu kinimi aşırı bulanlara ise Tek söyleyeceğim; “ Ben bu…

Read More >>

Bizler, Halen Avcı Toplayıcı Bedenler İçerisinde Yaşayan ”Modernleşmiş” Bireyleriz!

27 Eylül 2017

Sabahları gün ağarırken kuş seslerinin verdiği rahatlama hissinin, ilkel atalarımızdan yadigar “Nereden tehlike geleceği belli olmayan karanlık gece bitti” huzuru olabileceğinin farkında mıyız? Ya da gün batarken yaşanılan hüznün “Nereden tehlike geleceği belli olmayan karanlık gece yine başladı” üzüntüsü olabileceğinin farkında mıyız? İlkbaharda çiçek açan kırların ilkel atalarımızdaki karşılığı bol yiyecek ve doğacak çocukların hayatta kalma garantisi iken, ruhu ve kültürü şehirli, duygulara yön veren hormonal sistemi hala avcı toplayıcı…

Read More >>

Ağlama Duvarı

29 Temmuz 2017

  “Kudüs’e atanan bir Amerikalı gazeteci, Ağlama duvarının önünden gelip geçerken, bir Musevinin her gün duvarın önünde diz çöküp dua ettiğini fark etmiş. Haftalarca aynı manzarayı görünce dayanamamış ve sonunda adamla bir röportaj yapmaya karar vermiş. Adamdan izin aldıktan sonra teybini açmış ve konuşmaya başlamış: – “İsminiz?” – “David. Polonya Yahudisiyim. 65 yaşındayım. Smalla’da bir manav dükkanım var. Evliyim. İki çocuğum Tel Aviv’de bir çiçek serasında çalışıyorlar…” – “Sizi her…

Read More >>