Ağrıyan Yer Kalbim Değil

27 Ağustos 2017

    Ağrıyan yer kalbim değil; düşüncelerim, duygularım, arzularım… Yaşanılmamış bir anısızlık değil içimdeki burukluk. Yaşanmışlıkların hiç yoktan yaşanılmış olmasından. Gün bugün değil, bugün bir başka acıyor zaman. Sahile vuran ıssız dalgalar gibiyim derinlerimde uğuldayan bir basınç, derinlerimde yaşam yok… Sen değil misin ki kalbimi burkan sen değilmişsin gibi görünen? Sel basan evim değil beni kaygılandıran. Bir avuç suyun alıp götürebildikleri. Aysız bir gecede bir damla sudur ummanı bulandıran… Yaşadım…

Read More >>

Yaşamaya Dair

31 Temmuz 2017

  İhanet orduları kuşatmış evliliği. Çocuk özlemleriyle bozulmuş nikâh. Hayallere kadar çekilmiş bir yuvaya duyulan hasret. Her kâbus, bir düşe yolcu.   Aşk dedikleri şey iki bacak arasından doğuyor artık! Modern mecnunlar, bir parça kalça, dolgun bir göğüs için düşer oldular çöle. Bu kadar mı kolay çıkılır insanlıktan?   Artık gözlerini kaçırır oldu dostum benden. Rastgele bakışmalarla buluşuyoruz ara sıra! İmalı sözlerle kalp kıran deyyus, Uzaklaştığı yerden küfrediyor şimdi!  …

Read More >>

Hay Aksi Şeytan

27 Temmuz 2017

  Vakitlerden bir sabahtı yeni uyanmış olmalıydı. Sesi titriyordu az biraz. Ah benim bir gıcımık kadınım! Seninle, dedi, konuşmalıyız mutlaka. Ne sorgu ne sual, ne merak ne bir heyecan, hayhay efendimiz dedim. Mutlu bir havadisi olmalıydı. Azdan az çoktan çok, bir iki gün geçti aradan aradı hiç beklenmedik geç bir saatinde gecenin. Sesinin telleri gülüyordu adeta. Seninle, dedi, acilen hem de… hay aksi şeytan! Dur, dedim, dur hele efendimiz, soluklan…

Read More >>

Yedi Çağ Ötesinde

20 Temmuz 2017

  Yedi çöl, yedi dağ, yedi çağ ötesinde yaşasam! Tuzaklar kursam sizlere, Ulaşamasanız yurduma hiçbiriniz… Ezan sesiyle günaydın deyip sizlere, Akşam namazında yakılmasam sizlerce! Şiirler yazsam kendimce, Yazılmamış romanlar okusam, Bozulmamış düşler kursam… Yedi çöl, yedi dağ, yedi çağ ötesinde. Günay Aktürk

Read More >>

Özgür Adam

18 Temmuz 2017

    Özgürlüğü acıyla karıp, hadi git, demişler insanoğluna. Ama tel örgülerle çizmişler özgür adamın sınırlarını! Bir devlet yetmez gibi ırkımı korumaya, Yüzlerce devlet kurmuşlar kan göletlerinde.   Haritası kan ile çizilmişken yurtların, Bunca tel örgü, bunca kan ile boyanabilirdi ancak.   Çünkü kardeş kanı dökmüşüz kardeşçe yaşayamayız diye. Yetmiş iki renkten yetmiş iki millet yaratmışız. “insan ırkı” yetmemiş sanımızı tarif etmeye…   Geçmişin baharı ne gülistan ne güllük, Bu…

Read More >>

Issız

18 Temmuz 2017

  Sesleriniz geliyor uzaklardan. siz bu dünyanın yerlileri, hem barbarım ben hem ilk insan. Ruhumun kirli denizinde yaşlı ve mendebur insan kalıntıları. nasıl olunuyorsa bir başına ve yalnız işte öyle. Dağılan ben toparlayan ben!   Köreldikçe köreliyor tüm arayışlar. İşte bu her gün biraz daha hızlanıyor. Yangında ateşe hasret, susuzlukta çöle! Artık neyi aradığımı bile hatırlamıyorum. Suya acıkır gibi her işim ters. Yanımda yönümde yaşam yok. Her çıkış kendime bir…

Read More >>

Bize Yasak

17 Temmuz 2017

  “Dikkat edin! Bu günün dünyasında gerçek ile umutsuzluk arasında ince bir çizgi vardır!”   I Bize özgürlük yasak, bize gülmek, Bize güneşe sırtımızı vermek! Gezip görmek yasak bize! Yeryüzünde tel örgüler, Gökyüzünde barut kokusu! Haykırsam hapis sussam kölelik. Cayır cayır yanmakta kardeşlik! Karanlıkta kömürden de kara ateşin rengi. Bize düşünmek yasak bize düşlemek, bize düş içinde düş görmek. Yazıp çizmek yasak bize! Bir tarafta kahpe pusu bir tarafta cellâtlar….

Read More >>

Asın Beni

13 Temmuz 2017

  Asın beni meydanlık bir yerde. Çarşı ortasında mesela. İbreti alem için olsun, din adına, insanlık namına! Din adına vaazlar verilsin, birbiri ardına gelsin fetvalar. Keskin bir satır getirsin cellat, birde Kur-an. El bassın kitaba. Döksün orta yere kanını bir kafirin ve satsın kararmış benliğini, yedi hurili bir cennet uğruna. Tanrılardan ateşi çalan bir yobaz olmalı. Tutuşturup attığı için cehalet meşalesini aydınlığın üzerine, yanar durur karanlık alevlerde ateşe semah dönen…

Read More >>