Sokaktakiler

4 Ekim 2017

  Sen yaşlardaydım o yıllar. huyum sana akran boyum sen kadar. Sekiz on yıllık bir çocuk canım. sokakta oyun cıvıltısı, sokakta körebe… Beni çağırmaktaydı köpek sesleri.   Meraklı bakışlarıyla ahmet diri diri öperken hatçe’yi hem de sokak ortasında, ne gelsin aklına haylazın, ne anlasındı kötülükten? düşse düş, mertlikse mertlik… On yıl vardı yirmisine basmaya yirmisinde hatçe’siyle kaçmaya. Ünlü bir gazeteci yaşar bizim sokakta ve ünlü bir kabadayı. Ama ünsüzdür yoksullar,…

Read More >>

Sen Kayıpken

25 Eylül 2017

  Sen kayıpken unutuveriyorum işte, nereye ve nasıl koyduğumu seni. Hay aksi kadın! Oysa belli hangi kefede ağır bastığın. Sonra birden aklıma geliyor, hatırlamaya başlıyorum yeniden; ve yazıyorum seni derin kesiklerle, hafızamın huysuz bir köşesine. -ki- bu akılsız terazi kör müdür? Görmezden mi gelir bunca yaranmazlığı? bir kefede sen Ötekinde boşluk. Öfkeleniyorum haksız rekabetine. diş biliyorum bir zaman, Sonra yine unutuyorum sonra yeniden başlıyor. Günay Aktürk

Read More >>

Zaaf Delikleri

25 Eylül 2017

  Benim zaafım bir fare deliği, senin kibrin aç bir lağım haşaratı. Ben, kudretli bir dağ eşkıyasıyken, sen, ıssızda gezinen bir tarla sıçanı. Tüm tuzakları baştan çıkartan bir şeytan! Kılık mı değiştirdik ki aynı çatı altında savaş veriyoruz? Ama savaşmakla dökülmüyor şeytanın kanı. Gel bakalım! Tüm deliklerini kapattım zaaflarımın. Günay Aktürk

Read More >>

Bu Gidiş Nereye

18 Eylül 2017

  Bu gidiş nereye? Bu arayış kimden? Ölü bilincimde kâbus ve gün ortasında ayan ve beyan, nicedir hem duyar hem görürüm seni; kıstırmaktasın kuyruğunu nicedir. Nicedir sarhoş, umudun elini bırakmış bir anne güdüsüyle, kendi yamacında gönenmektesin. Delirdin mi sen? İstilacılara mı erdin? Çiğ bir sevinçte kuşkuya dahi meyletmeden kadınım, bir garip hal eylemektesin… Bu gidiş nereye? Bu arayış kimden? Delirdin mi sen? Günay Aktürk

Read More >>

Acemi Yaşantılar

30 Ağustos 2017

  Elime ayağıma bulaştırmalıyım her işi. Her gün kovulacak bir işim olmalı. Her işte bir hayır, “evet” olmalı ara sıra. Parasız kalmam mühim değil, öyle aç karnına homurdanmamalı midem.   Bazen yalnız yürümeliyim kalabalıkta. Ama ille de ille geride bırakmalıyım adımlarımı arada bir.   Sokakta çarpışacak kadar dalgın dolaşmalıyım kimi zaman. Kimi zamansa karşıdan karşıya geçirmeli beni yaşlı bir adam… Yaşamaya alışmalıyım alelacele!   Kalbim küt küt atmalı arada bir….

Read More >>

Ağrıyan Yer Kalbim Değil

27 Ağustos 2017

    Ağrıyan yer kalbim değil; düşüncelerim, duygularım, arzularım… Yaşanılmamış bir anısızlık değil içimdeki burukluk. Yaşanmışlıkların hiç yoktan yaşanılmış olmasından. Gün bugün değil, bugün bir başka acıyor zaman. Sahile vuran ıssız dalgalar gibiyim derinlerimde uğuldayan bir basınç, derinlerimde yaşam yok… Sen değil misin ki kalbimi burkan sen değilmişsin gibi görünen? Sel basan evim değil beni kaygılandıran. Bir avuç suyun alıp götürebildikleri. Aysız bir gecede bir damla sudur ummanı bulandıran… Yaşadım…

Read More >>

Yaşamaya Dair

31 Temmuz 2017

  İhanet orduları kuşatmış evliliği. Çocuk özlemleriyle bozulmuş nikâh. Hayallere kadar çekilmiş bir yuvaya duyulan hasret. Her kâbus, bir düşe yolcu.   Aşk dedikleri şey iki bacak arasından doğuyor artık! Modern mecnunlar, bir parça kalça, dolgun bir göğüs için düşer oldular çöle. Bu kadar mı kolay çıkılır insanlıktan?   Artık gözlerini kaçırır oldu dostum benden. Rastgele bakışmalarla buluşuyoruz ara sıra! İmalı sözlerle kalp kıran deyyus, Uzaklaştığı yerden küfrediyor şimdi!  …

Read More >>

Hay Aksi Şeytan

27 Temmuz 2017

  Vakitlerden bir sabahtı yeni uyanmış olmalıydı. Sesi titriyordu az biraz. Ah benim bir gıcımık kadınım! Seninle, dedi, konuşmalıyız mutlaka. Ne sorgu ne sual, ne merak ne bir heyecan, hayhay efendimiz dedim. Mutlu bir havadisi olmalıydı. Azdan az çoktan çok, bir iki gün geçti aradan aradı hiç beklenmedik geç bir saatinde gecenin. Sesinin telleri gülüyordu adeta. Seninle, dedi, acilen hem de… hay aksi şeytan! Dur, dedim, dur hele efendimiz, soluklan…

Read More >>

Yedi Çağ Ötesinde

20 Temmuz 2017

  Yedi çöl, yedi dağ, yedi çağ ötesinde yaşasam! Tuzaklar kursam sizlere, Ulaşamasanız yurduma hiçbiriniz… Ezan sesiyle günaydın deyip sizlere, Akşam namazında yakılmasam sizlerce! Şiirler yazsam kendimce, Yazılmamış romanlar okusam, Bozulmamış düşler kursam… Yedi çöl, yedi dağ, yedi çağ ötesinde. Günay Aktürk

Read More >>

Özgür Adam

18 Temmuz 2017

    Özgürlüğü acıyla karıp, hadi git, demişler insanoğluna. Ama tel örgülerle çizmişler özgür adamın sınırlarını! Bir devlet yetmez gibi ırkımı korumaya, Yüzlerce devlet kurmuşlar kan göletlerinde.   Haritası kan ile çizilmişken yurtların, Bunca tel örgü, bunca kan ile boyanabilirdi ancak.   Çünkü kardeş kanı dökmüşüz kardeşçe yaşayamayız diye. Yetmiş iki renkten yetmiş iki millet yaratmışız. “insan ırkı” yetmemiş sanımızı tarif etmeye…   Geçmişin baharı ne gülistan ne güllük, Bu…

Read More >>

Issız

18 Temmuz 2017

  Sesleriniz geliyor uzaklardan. siz bu dünyanın yerlileri, hem barbarım ben hem ilk insan. Ruhumun kirli denizinde yaşlı ve mendebur insan kalıntıları. nasıl olunuyorsa bir başına ve yalnız işte öyle. Dağılan ben toparlayan ben!   Köreldikçe köreliyor tüm arayışlar. İşte bu her gün biraz daha hızlanıyor. Yangında ateşe hasret, susuzlukta çöle! Artık neyi aradığımı bile hatırlamıyorum. Suya acıkır gibi her işim ters. Yanımda yönümde yaşam yok. Her çıkış kendime bir…

Read More >>

Bize Yasak

17 Temmuz 2017

  “Dikkat edin! Bu günün dünyasında gerçek ile umutsuzluk arasında ince bir çizgi vardır!”   I Bize özgürlük yasak, bize gülmek, Bize güneşe sırtımızı vermek! Gezip görmek yasak bize! Yeryüzünde tel örgüler, Gökyüzünde barut kokusu! Haykırsam hapis sussam kölelik. Cayır cayır yanmakta kardeşlik! Karanlıkta kömürden de kara ateşin rengi. Bize düşünmek yasak bize düşlemek, bize düş içinde düş görmek. Yazıp çizmek yasak bize! Bir tarafta kahpe pusu bir tarafta cellâtlar….

Read More >>