En Son Gelecek Olanım Sana

3 Şubat 2018

    Kadınım! Ben, en son gelecek olanım sana. Ölüm meleği değilim korkma. Tüm dileklerini tut, üfle sihirli lambaya gör yedi bucağını dünyanın. Kokla bülbülün uykulu düşünü bir kez, gir ummana ve nefes al su altında. En son gelecek olanım sana. Sanma ak sakallı, nur yüzlü bir zatım. Belki biraz bozuktur ağzım. S*ktiret. Gez dolaş ve ters bin inatçı katıra. Boşalsın tımarhaneler, yer açılsın yedi kat dibinde yerin. Gir ve…

Read More >>

Yeni bir şiir denemesi

12 Ocak 2018

    Kapılardan geçtim. Sur diplerinde ağladım. Acıyan da oldu acıtan da. Öğüt veren ve öğütlenenler de. Yaşamın uzun koridorunda yabancı sesler işittim. Beni çağırıyorlardı. Beni çağırırlarken bana seslenmiyorlardı ama. Ne kadar samimi ve içten de olsa; sevgi sözcüklerini ve ihaneti ve ihtirası haykıran dudakların, sarhoş ve de sırf o an değerli olan bir sarhoşlukla söylendiğini asla anlayamadım. Ömürlük bir inancı olamadım hiçbir kadının. Ve zaten hiçbir kadında da göremedim…

Read More >>

Bin Bir Boyutlu Zulüm

6 Ocak 2018

      I Üzülme be kadınım Bakarsın terk ederiz bu yer küreyi, başka bir gezegene kaçarız bir gün! Belki de canlılar, topraktan daha kıymetlidir oralarda. ve toprak herkesin ortak mülküdür.   II İşitebiliyor musun kahkahaları? Akşamın bu huzurlu saatlerinde tarlalarından dönmekte köylüler. Anla işte canım, oralarda yani… İyi bak, koca bir ateş yakmışlar meydanlık alana. Ateşin başında iki sevgili dans ediyorlar özgürce. Biz kadar sevdalı ve umutlu görünüyorlar biz…

Read More >>

Ulak Sesleri

22 Aralık 2017

  Korkuyor musun yarınlardan? Işıktan aydınlıktan, aymaktan aydınlanmaktan? Kulakların tıkalı, ya bu coşkulu irkiliş, hangi sesin hülyası? Yelkeni saklamışsın, rüzgârı haklamışsın, deniz tuzlu gemi çürük, söyle ey düşleri kaçık, kaptanı neylemişsin? Ürküyor musun görmekten? Dokunmaktan işitmekten ninnisiz beşiklerden, kapısız eşiklerden… Er dediğin erişir bir yola, ya bu revansızlık hangi yoldan? Korkuyor musun dimağından? yokluğun ilk durağından, ayazda çöl kurağından, çöle düşen damladan… Aslına yabancısın sen. Özünün mayası neyden? Haberin var…

Read More >>

Vasiyet

17 Aralık 2017

  İyice açın kulağınızı a dostlar. Öldüğüm zaman, ateşle yıkayın bedenimi. Kızıl bir kefene sarılsın küllerim. Sakın ola küfretmeye börtü böcek takımı ardımdan. Hem, kim sever ki dedikoduyu o vakitten sonra? Ateşle ziyafet çekmek varken şöyle bir güzel, ne gereği var ki toprağı kirletmenin? Ölünün ardından ayıptır konuşmak dostlar. Sövmek, bir de öldü demek. Konuşmayın, sövmeyin ama övmeyin de. Ama unutmayın desem? Nasıl olacak bu iş? Ölüye çıkmış bir kere…

Read More >>

Sürgün Mü Bu

2 Aralık 2017

  Sürgün mü bu? Bu ne rüya, ne bir düş. bu ne kansız bir işkence böyle? Ne çekirge sesi ne bir baykuş gölgesi… Soğuk! Taş gibi soğuk havanın yüzü. Bu ne gardiyansız dört duvarsız kelepçesiz esirlik? Bu ne boktan kaçıp gitmektir böyle? Günay Aktürk

Read More >>

Hoşçakal

4 Kasım 2017

  Sanki aynı havayı soluyoruz, neredesin ki? Hiç duymadığım sesini işitir gibiyim. Her an yanı başımdaydın değil mi? Her an yakınımda bir yerlerde! Ve hayalindi değil mi o gördüğüm gözler? Meğer günlerdir sayıklayarak yalnızlığa uyanırmışım kan ter içinde. Yokluğunun acısından kaçıp sana sığınmakmış tek amaç! Ama nerden bilebilirdim ki, bülbül gül’ü hiç göremezmiş gün doğumunda… Nasıl bir sancıydın beynimin içinde anlayamadım. Bir hastalık olsan biterdin elbet, elbet de bitecektin. Ama…

Read More >>

İşkence

20 Ekim 2017

  Uykusuzum. Tutup kapattılar beni bu zindana. Yüreğimin dört bir kösesinde birer kelepçe ve gücümün son deminde üç gecenin yorgunluğu… Bin türlüsünü gördüm bir gecede acının. Bilmem kaçıncı işkencede kaçıncı ayılmalarla tükürdüm karanlık suratlara. Daha da sinirlendiler daha da arttı acılarım. Bir gecede benim gibi binlercesi. İçeride binlerce düşünce suçlusu, dışarıda faili meçhul bir cinayet… Ülkemde menfaat kurbanı bir adalet! devlet suskun ve ardında hayalet devlerin ayak sesleri! Günay Aktürk

Read More >>

Sokaktakiler

4 Ekim 2017

  Sen yaşlardaydım o yıllar. huyum sana akran boyum sen kadar. Sekiz on yıllık bir çocuk canım. sokakta oyun cıvıltısı, sokakta körebe… Beni çağırmaktaydı köpek sesleri.   Meraklı bakışlarıyla ahmet diri diri öperken hatçe’yi hem de sokak ortasında, ne gelsin aklına haylazın, ne anlasındı kötülükten? düşse düş, mertlikse mertlik… On yıl vardı yirmisine basmaya yirmisinde hatçe’siyle kaçmaya. Ünlü bir gazeteci yaşar bizim sokakta ve ünlü bir kabadayı. Ama ünsüzdür yoksullar,…

Read More >>

Sen Kayıpken

25 Eylül 2017

  Sen kayıpken unutuveriyorum işte, nereye ve nasıl koyduğumu seni. Hay aksi kadın! Oysa belli hangi kefede ağır bastığın. Sonra birden aklıma geliyor, hatırlamaya başlıyorum yeniden; ve yazıyorum seni derin kesiklerle, hafızamın huysuz bir köşesine. -ki- bu akılsız terazi kör müdür? Görmezden mi gelir bunca yaranmazlığı? bir kefede sen Ötekinde boşluk. Öfkeleniyorum haksız rekabetine. diş biliyorum bir zaman, Sonra yine unutuyorum sonra yeniden başlıyor. Günay Aktürk

Read More >>

Zaaf Delikleri

25 Eylül 2017

  Benim zaafım bir fare deliği, senin kibrin aç bir lağım haşaratı. Ben, kudretli bir dağ eşkıyasıyken, sen, ıssızda gezinen bir tarla sıçanı. Tüm tuzakları baştan çıkartan bir şeytan! Kılık mı değiştirdik ki aynı çatı altında savaş veriyoruz? Ama savaşmakla dökülmüyor şeytanın kanı. Gel bakalım! Tüm deliklerini kapattım zaaflarımın. Günay Aktürk

Read More >>

Bu Gidiş Nereye

18 Eylül 2017

  Bu gidiş nereye? Bu arayış kimden? Ölü bilincimde kâbus ve gün ortasında ayan ve beyan, nicedir hem duyar hem görürüm seni; kıstırmaktasın kuyruğunu nicedir. Nicedir sarhoş, umudun elini bırakmış bir anne güdüsüyle, kendi yamacında gönenmektesin. Delirdin mi sen? İstilacılara mı erdin? Çiğ bir sevinçte kuşkuya dahi meyletmeden kadınım, bir garip hal eylemektesin… Bu gidiş nereye? Bu arayış kimden? Delirdin mi sen? Günay Aktürk

Read More >>