Bir Tutkudur Yalnızlık Rüzgar Fısıltısında

 

 

   Bir tutkudur yalnızlık rüzgar fısıltısında. Acı çekmeden dalıp gitmenin ender yollarından biridir. Ama için bir tuhaf olur bir yaprağın sallandığını görünce. Ah evet, kalp sadece kan pompalamaya yarar ama bazen etrafının karıncalandığı da olur.


   Severim insanlardan arınmış yalnızlığı. Gün olur, bir çekirge sesini en güzel insan melodisine bile değişmem. Ama insansız da yapamam. Ama yaklaşamam da. Acıtacağını bilirim çünkü. Bilirim tutkuları olduğunu. Sürekli mızmızlanıp bir şeyler ister senden. Bazen el uzatır. Bazen de kırıverir uzattığın eli. İnsanın insana yenilmediği an yok gibidir. Bu yüzden ihtiyaç duymuştur dosta.


   Bir keçiyle dost olmak isterdim. İnadı doğaldır onun. Seninle gönül bağı da yoktur. Bir gün çekip gitse belki canın da yanar ama yine de bir başka güzeldir gidişi. Bir köpeğin evcil insanı olmak isterdim mesela. Bakışlarındaki saflığı arıyor insan. Bir Golden köpeğinin Sapiens maymunu! Ah ne güzel bir dostluktur bu.


   Kelimeler olmayınca yanlış da anlaşılmıyorsun. Düşünce olmayınca bir de… Sırf düşünebiliyorum diye bir köpeğin karşısında başımı yere yıkmışımdır. Ah hayır, ondan daha üstün olmamın aramızdaki eşitliği bozduğu için değil. Düşüncenin beni eninde sonunda kirleteceğinden… Bu yüzden bilgeleri tanrılardan daha çok severim. Bütün hayvanlar arasında en fazla kirlenen hayvan benim, ah ne acı… Çünkü ben bir insanım ve bilinçli hesaplarım var.


   Sevgilimle konuşmam gerek. O anlar dilimden. Ah benim küçük yazarım… Merhaba de seninle aynı oranda kirlenmiş sevgiline…

 

 

Günay Aktürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir