61 Defa Görüntülendi

Beynim bir Sürüngen!

 

Evrenin bir parçası olduğumuz dışında hiçbir şeyde ne kalıcılık, ne kutsalık ne de gerçeklik var. Bizzat sevginin varlığı bile beynin salgıladığı kimyasaldan fazlası değil. Hepimiz yıldız tozuyuz. Atom yığını… Bu atomlar bizi bu gezegende birleştirerek ‘insan’ formunda bir bedene soktu. Evrim var evet. Lakin evrim, kainatin bu gezegendeki eli yavaş, tembel bir çömlek işçisi. Bizi sürekli en ideal kalıba sokmaya çalışıyor. Tabii eğer biz de uslu durur ve uyum sağlarsak. Onun işi bu. Ama bilincimiz üzerinde tuhaf bir etkiye sahip. Dolaylı yoldan görüyor o işi. Bize bir beyin bahşetmiş ya, bilerek yapmamış bunu.

Peki ya bilinç? İnsanı küstahlaştıran binlerce göz sinirlerine sahip! Ama pek de iyi görmüyor gözü. Ancak çok yakındaysa ve onu bir şeylere benzetmişse, birkaç kalıba sokabiliyor sezdiği şeyi. Bilinç bilgiyle beslenir. Ne kadar doyurursa karnını o kadar iyi görür. Bilincin cilası sanattır. Onu sakinleştirir. Uysallaştırır. Çünkü karnı doymuştur artık. Kötülük zevk vermez ona. Sanat, Korteks ile sürüngen beynin bağlarını arttırır ve eskiden bir kadınla sevişirken zevk alıyorken, şimdi onun saçlarını okşamanın yeni bir zevk olduğunu keşfetmiştir. Aç bilinç saldırgandır. Sürüngendir. Yalnız tüm hayvanların ortaklaşa kullandığı sürüngen beyni geliştirdikten sonra bir bilince sahip olmanın anlamı nedir ki?

Okumak İyidir:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir