918 Defa Görüntülendi

Anımsamak

 

   Hiç acı çekmediği halde bazen durduk yere hatırlar insan. Hatırı sayılır bir şey değil ya, bizimkisi yeni metinler üretmek. Onca deneyimlerin arasında pek azı acı verir bize, geri kalanı ise kurguya hizmet eder artık, yazılacak öykü ve romanlar için.

Dışarıdan bakan da ne kadar romantik ve sadık olduğumuzu düşünür biz yazarların. Hala unutamamışızdır eskiyi. Aslında derin bir sezgiyle yol sürdüğümüzden olacak, sarsici geçer beraberlikler lakin her cümle de koru körüne canlı bir acıdan iz barındırmaz. Sadece acı çekmeye değer biriyle karşılaşmamışızdır. Zaten arada pek bir fark yoktur. Eğer yeni bir aşkın tutsağı olduğumuz bir an gelirse, bu defa da dünyayı, aşkı ve de acıyı onu merkez alarak anlatırız hepsi bu. Lakin eğer ki bu yeni kasırga bizi besleyen bir tufanla beraber gelişmişse, işte o zaman her daim hatırlanır.

Bazı yazarların sancısı ağır olur. Onlar devrimcilere benzerler. Çünkü onlar halkları için istedikleri mutluluk ve özgürlüğü kendilerinden esirgemişlerdir bir kez! Aşağıdaki pasajı hangi tufandan çekip aldığımın bir önemi var mı? Aslı kaybolmuş bir gelecek hayalinde her mutluluğun bir acıya dayandığı bir dünyada aslolan gerçek nedir? “O kadın mı? O bensiz daha mutlu değil. Daha mutsuz da değil. Sadece var işte. Kendi başına mutlu olmayı da beceremez o. Yalnız ve bolca çığlıklı kadınların bir yanı çürümüştür çünkü. Onunla beraberken bile hissedebiliyordum bunu. Bazen güldürmek, değilse bile düşündürmek lazımdı. Yaptım. Ve kaybettim…”

 

Günay Aktürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir