Adalet İçin İsyan Gereksinimleri

adalet-icin-isyan-gereksinimleri/

 

 

   Adalet için isyan gereksinimleri nelerdir? Sonunda özgürlük var beybaba, öğrenmek gerek bunları.  Öncelikle geniş bir hafızaya ihtiyacımız var. Çok fazla yükleme yapacağız çünkü ortaya saçılan iğrençlikler artık yerküremize bile sığmaz oldu. Ama insan belleği bu işin üstesinden gelir. Gelir gelmesine ya, önce bir bakalım çalışıyor mu. Özgürlüklerin kısıtlandığı bir ülkede ilkin hafızanın onarılması gerek. Yanılıyor olamayız.


Okumak Bir İhtiyaç Mıdır?

 

   Hem de en âlâsından beybaba. Düşmanı gözetlemek için bol bol kitap gerekecek bize. Okuyalım ki kitabın hangi satırını gizlemişler görelim. Bizleri din ile uyuşturuyorlarsa önce onu okuyalım. Sizden önce kısa bir araştırma yaptım. Bakın ne yazıyor kitapta:

 

  •  Çalmayacaksın.

  •  Öldürmeyeceksin.

  •  Zina etmeyeceksin.

 

Çalmayacaksın

 

   Hadisler var arkadaş. Dindarım demek kolay da, kılıfını sokacak deliği bulamamışlar henüz. Ortada alengirli bir havadis dolaşıyor. Neymiş efendim, din için yapıyorsan her şey mubahtır. Bak sen şu şeytanın talebesine! O halde şunu hatırlat ona. Hazreti Ömer’den rivayet edilen hadis aynen şöyledir:

“Hayber savaşının vukû bulduğu gün Resulullah (asm)’in ashâbından birkaç kişi gelerek ‘Filân şehit, filân şehittir!’ dediler. Nihayet bir kişinin yanına vararak ‘Bu da şehittir!’ dediler.

Bunun üzerine Resulullah (asm):

“Hayır! Ben onu aşırdığı bir hırka yahut yağmurluktan dolayı cehennemde gördüm.” buyurdu. (Müslim, Îmân 182. Ayrıca bk. Dârimî, Siyer 48.)

 

   Hüküm kesin. “Devlet malından bir hırka bile olsa aşıran, çalan, şehit olmaz!” Bu sebepten her kim olursa olsun sözlerine şüpheyle yaklaşmamız gerekecek. Bizler şeytanı alnındaki deccal damgasından tanıyacak değiliz ya, bizden biri gibi görünecek elbet. Selamı selamımıza, vakti beş vaktimize benzeyecek. Siz başka türlü olacak mı sanıyordunuz?




Öldürmeyeceksin

 

   Maide Suresi 32. Ayet: “Kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.”

   Dolaylı ya da dolaysız yoldan bir cana mı kıydı, uzaklaş ondan. Belki yine kılıf uydurabilir bu işe. Mesela “Din düşmanı” diyebilir. Ya da “Vatan haini” de diyebilir. Kanıtı nedir peki? Aslında kendisini eleştirmesidir en büyük gerekçesi. Peki, insanlık için ve bu ülke adına sen ne yaptın, diye sormazlar mı adama? Yani, tecavüzcüleri aklamak dışında demek istiyorum. O işin insanlık adına yapılmadığı aşikar. Güpegündüz sokak ortasında öldürülen çocukların katillerini temize çıkartmak da ne oluyor? Dinde yeri var mı bunun? Öldürüyor ve dahi kitleleri buna teşvik ediyorsan, iyi bir insan değilsin demektir bu.



Zina Etmeyeceksin

 

   Bakın işte buna cafcaflı bir gerekçem var. Zinayı on adım geçtik artık. Tecavüzde bir nevi öncü sayılırız. Zinanın haram sayıldığı bir ülkede tecavüz vakalarının bu kadar yoğun yaşanması sizce de garip değil mi? Ne kadar haram saysak da ilgi alanlarımızın en başında yer alıyor. Hadi tutun elimden de bir adım daha ileri gidelim.

   Evliliğin kutsallığından bahsediyoruz boyuna. Ama “Yasal tecavüz” diye bir olayın varlığını keşfettim yenice. Yenice değil ya, yenice yazıyorum bunu. Sevgi ve saygının sona erdiği tonlarca evlilik var. Bu evliliklerde kadının rızasını bile almadan günde en az birkaç defa hadi bakalım, diyoruz, soyun ve uzan şu yatağa! Yahu “Ters ilişki” kelimesinin Google da aylık arattırılma sayısı on bin civarında. Bu insanlar zina deyince ne anlıyorlar acaba! Onları topyekûn düşkün ilan ediyorum ben. Demek ki ilkin kadınların isyana yeltenmeleri gerekiyor. Gerçi kadınların isyan etmeleri için o kadar gerekçeleri var ki…

   Gözümüzün açılması için ilkin bunların farkına varmalıyız beybaba. İsyan diyorsam, onuru kırılmış insanlığın kurtarıcısı olan isyandan bahsediyorum. Zulmün üstüne kurulmuş bir krallıkta kimse bol keseden adalet dağıtmaz. Çoğunluğun nefret kustuğu bir yerde uyanış da kolay olmayacak. Bu yüzden önce kendi bilincimizi kurtarmalıyız ki bir işe yarayabilelim. Bu işte kitaplar rehberimiz olacak. İlkin dünya edebiyatı. Sonra araştırma kitapları. Ardından felsefe yazıları. Felsefesiz olmaz. En iyi önerileri söylüyorum. Distopya temalı olanlar da iyi iş görür.


KİTAP ÖNERİLERİ


   Zihinler için sistem gereksinimlerinden sekiz on tanesini şöylece sıralayabiliriz:



George Orwell – 1984
Ray Bradbury – Fahrenheit 451.
İlya Ehrenburg – Paris Düşerken – Fırtına ve Dipten Gelen Dalga üçlemesi
John Steinbeck – Gazap Üzümleri
Khaled Hosseini – Bin Muhteşem Güneş
Gabriel Garcia Marquez – Yüz Yıllık Yalnızlık
Dostoyevski – Suç Ve Ceza
Eric Maria Remarque – Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok
georges politzer – Felsefenin Temel İlkeleri
Yuval Noah Harari – Hayvanlardan Tanrılara Sapiens
Richard Dawkin – Tanrı Yanılgısı
Bobby Henderson – Uçan Spagetti Canavarının Kutsal Kitabı.

   İş kitaplar olunca listenin sonu asla gelmez ama bunlar gerçekten iyi kitaplardır.


   Yapılan hiçbir şeyi unutmamak gerekir. Bu yüzden sağlam bir hafızaya ihtiyacımız var diyorum. Son olarak dün Alıntı kitapta bir paylaşım yapmıştım. Aslında bu makale onun devamı olacaktı fakat bambaşka bir şey çıktı ortaya. Bernard Shaw’ın: “Adamı astık, şimdi sıra duruşmaya geldi.” sözünden yola çıkarak. Onu olduğu gibi son söz olarak buraya alabilirim artık.

  

   “Alimallah güpegündüz mıhlarız adamı. Herkesin gözü önünde olur bu. Sonra yalancıktan bir mahkeme kurar ve: “Vay efendim şurada burada bilmem kimlerle görülmüş.‘ deriz.

   “Kanıt var elimizde beybaba! Protesto etmiş bizleri. Bizler eleştiriye gelemeyiz ki! Böyle demeyelim de ne diyelim? Tekerimize çomak soktu da o yüzden mi sildik diyelim yeryüzünden? Tehlike altında ülke. Parça parça bölüp ızgara yapacak haydutlar. Bir de kalkmışlar cebimize giren haramın hesabını soruyorlar. Haramın hesabı verilir mi hiç? Biz de doladık boynuna urganı, saldık boşluğa… Belki üç beş kırıntısı kalmıştır adaletten geriye diyerekten mahkeme istediler bizden. Yani bu şöyle bir söyleme benziyor: “Hey cellat! Adamı öldürdün bari bir mahkeme kur da hesabını ver.” Kara defter elimizde. O iş öyle olmuyor. Falanlar filanlar. Ölenlerin ozanlarından biri demiş ki vakti zamanında: “Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner!”


 

Günay Aktürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir