Acı, masuma da Yalan Söyletir

 

“Acı, masuma da yalan söyletir.” 

Publius Syrus 

 

   Alın size düşünebilesiniz diye iki fikir… 


   Scipio, Roma halkı önünde ağır bir suçlamaya uğradığı bir gün, kendisini savunacak ya da yargıçlarına yaranacak yerde şöyle demiş onlara: “Pek yaraşır size, sayesinde dünyayı yargılama yetkisini elde ettiğiniz bir insanın başını yargılamak!”

 

   “İşkenceler tehlikeli bir suç arama yoludur. Doğruluktan çok sabır denemesi olabilir. Acı çekmek niçin daha çok olanı söyletsin de olmayanı söylemeye zorlamasın? Tersini düşünürsek, kendine yüklenen suçu işlemiş olan, yaşamak gibi güzel bir ödülü kazanmak için niye ayni sabrı göstermesin? Öyle sanıyorum ki bu işkence buluşunun temelinde, vicdanın etkisinden yararlanma düşüncesi vardır. Çünkü suçlunun suçunu açıklamasında vicdan işkenceye yardım edip direnme gücünü azaltabilir. Ama öbür yandan suçsuzu işkenceye karşı güçlendirir vicdan. Doğrusu bu yol belirsizlikler, tehlikelerle doludur. Öylesi dayanılmaz acıdan kurtulmak için neler söylemez neler yapmaz insan?

Montaigne

 

 

   Bu paylaşımla beraber şu evrimsel kazanımı da göz önünde bulundurmalı: işkence sırasında zarar gören bedenin bütünlüğünün/dengesinin bozulması da söz konusudur. Bizim acıdan kaçınma nedenimiz, varlığımızın tehlike altına girmesinden sanırım. En temel dürtümüz olan “kaç ya da savaş” stratejisini düşünürsek, işkence altındayken, madem savaşamıyoruz o halde kaçalım, diyerek işlemediğimiz suçu üstleniyor olabiliriz. Aynı zamanda direnmek de savaşmak eylemiyle aynı anlamı taşıyabilir.


   İbrahim Kaypaykaya, üç ay boyunca ağır işkencelerden geçmesine rağmen tek kelime bile söylemedi. İstedikleri bilgiyi zihninin o kadar derinine gömmüştü ki hayatta kalma dürtüsü bile kıramadı direncini. Bu feda eylemini anlamak güç değil. Şöyle ki kendi yaşamı yok olacaktı evet. Bunun karşısına öyle bir şey koymalıydı ki bu değerli kaybı katbekat karşılayabilsin. Burada devreye inanç giriyor. Mücadeleye karşı duyduğu güçlü bağ ve derin bir inanç hali… İlahi değil tabii ki ama ondan daha da etkili bir yol. Bu bana bir yandan da Mahatma Gandi’nin yolundan gidenlerin bir pasif direniş örneği sergilerlerken, onca acıya rağmen yollarından dönmemiş olmalarını anımsatıyor.

 

 

Günay Aktürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir