Dua ve Bedduanın Çizgisi

31 Ocak 2018

  Çok yakından tanıdığım, hatta sevdiğim insanlara bile birilerinin bir zamanlar beddua ettiklerine şahit oldum. Üstelik haklıydılar da. Eğer benden önce ölürlerse muhtemelen “yattığın yer seni incitmesin” bile diyeceğim. Beddua edenler ise “mezar mezar kaçarsın inşallah” diyecekler. Peki hangisi olacak? Ben evrimciyim ve bunlara inanmam ama ölen kişi hangi tür bir anmayı hak etmiş sayılacak?   Burada varmaya çalıştığım şey iyiliğin ve kötülüğün ne olduğu. Bence hiçbir şey yok. Sadece…

Read More >>

Bana Hafız Hoca Derler

29 Ocak 2018

      Bana hafız hoca derler, İmamlığı bilmezem ben, Ne söylesem tamam derler; Ne dediğim bilmezem ben.   Ben kendime evvelinde, Demedim ki hoca diye, Çıkarttılar beni göğe; Bir namaz’ın bilmezem ben.   Çekilmiyor bunun forsu, Ne söylesem çıkar tersi, Şöyle dursun hatim dersi; Bir ayetin bilmezem ben.   Bura hakkın evi derler, Hak katında görünmezler, Gece gündüz zikrederler; Bir duasın bilmezem ben.   Sefil Günay hak’tan geldim, Hakkın…

Read More >>

Onu İçimde Öldüreceğim

26 Ocak 2018

    Ahh satranç oynamayı hiç beceremiyoruz. Birini öldürmeye her zaman hazırlıklıyken, yeni doğum sancıları da kalp atışlarımızı hızlandırıyor. Peki ya yeni doğanı öldürmeyi ne zaman planlarız? Yeni düzen her zaman eski düzen içinde gelişir ve eskinin çürümesi yeniye bağlanan umutla başlar. Peki bir kalpte iki kişi yaşayabilir mi? Bizim gibi aile bağlarının güçlü olduğu ülkelerde bu imkansıza yakın. Bu yüzden töre cinayetleri oluyor. Kadın tecavüzleri. Gerçek İnsan doğasının hüküm…

Read More >>

Pasifçe Bir Direniş

21 Ocak 2018

       Demek ki “saçmaladığının farkında mısın” cümlesinde su yüzüne çıkmamış bir mesafe var. Hayatı ciddiye alacaksın, diyordu usta şairimiz. Bazen bu söze sadık kalmakta zorlanıyorum. Yıldızlara her baktığımda olanı ve olacak olanı görüp, ciddiyetsizliğin artık bir meslek olması gerektiğine kanaat getiriyorum. Son zamanlarda en büyük hobim, bütün televizyon ve gazeteleri zapturapt altına almış zamane yezidine karşı gerine gerine geğirmek! Günay tarzı pasif direniş demek daha doğru.    …

Read More >>

Bulanık Bir Zihinde Küçük Bir Kabarcık!

18 Ocak 2018

     Hiçbir karşılık beklemeden bir iyilik yaparsınız ve Nietzsche gibi biri çıkıp der ki: “her insanın yaptığı iyilik kendisine yöneliktir.” Doğru der. Kirletilmiş bir eylemin üstündeki pisliği temizleyince öze ulaşırsınız. Yani gerçeğe. Zaman zaman üstün insan yaratmaya çalışan fikir adamları çıkar. Yürüyen ölülere bir kalp atışı vermektir amaçları. Yalandan ve bilinmezlikten arındırılmış bir dünya düşünsenize. Bunun zevkli olacağına dair kuşkularım var.    Yaşayan bütün insanların her şeyi bilen bilgeler…

Read More >>

Yeni bir şiir denemesi

12 Ocak 2018

    Kapılardan geçtim. Sur diplerinde ağladım. Acıyan da oldu acıtan da. Öğüt veren ve öğütlenenler de. Yaşamın uzun koridorunda yabancı sesler işittim. Beni çağırıyorlardı. Beni çağırırlarken bana seslenmiyorlardı ama. Ne kadar samimi ve içten de olsa; sevgi sözcüklerini ve ihaneti ve ihtirası haykıran dudakların, sarhoş ve de sırf o an değerli olan bir sarhoşlukla söylendiğini asla anlayamadım. Ömürlük bir inancı olamadım hiçbir kadının. Ve zaten hiçbir kadında da göremedim…

Read More >>

Çürüdük…

8 Ocak 2018

  Çürüdük işte, çürüdük, koktuk. Bilmem kaç devlet kurduk da yıktık: her zaman böyle miydik? Biz kurduk o devletleri, ideolojimiz kurdu. Sonra zehirli bir sarmaşık gibi sardılar onu diğerleri. Açın bakın kitabı ne yazıyor. Din ve milliyetçilikten önce var olan Türkmenliğe bakın. Bugünkü Türklüğü ırkçılık, İslamı da Arap Sünniliği zehirlemiş. Beş yüz yıl önceki ılımlı sünni islamdan eser kalmış mı? Peki, ne alakası var onunla bunun? “Uyuyan bir nesil yaratacağım”…

Read More >>

Soy Hattı İçtiması

8 Ocak 2018

    Yuzbinlerce yıllık geçmişimi düşünüyorum. Dedemin dedesinden başlayarak geriye doğru uzanan bir hayli uzak geçmişimi… Geçmişin herhangi bir dönemini, mesela Yüz bin yıl onceyi alıyorum ele. Yüz bin yıl önce yaşayan dedeme helal olsun be. Ne bir kabile savaşı oldurebilmis onu, ne salgın hastalıklara yakalanmış, ne de kısır bir kadına denk gelmiş. Kendi de kısır kalmamış. Yani beni yirminci yüzyılın 84 Temmuzunda dogurtabilmek için inadına tutunmuş hayata. Sağolsun var…

Read More >>

Bin Bir Boyutlu Zulüm

6 Ocak 2018

      I Üzülme be kadınım Bakarsın terk ederiz bu yer küreyi, başka bir gezegene kaçarız bir gün! Belki de canlılar, topraktan daha kıymetlidir oralarda. ve toprak herkesin ortak mülküdür.   II İşitebiliyor musun kahkahaları? Akşamın bu huzurlu saatlerinde tarlalarından dönmekte köylüler. Anla işte canım, oralarda yani… İyi bak, koca bir ateş yakmışlar meydanlık alana. Ateşin başında iki sevgili dans ediyorlar özgürce. Biz kadar sevdalı ve umutlu görünüyorlar biz…

Read More >>

Sizin de ininiz var mı?

2 Ocak 2018

    “İnsanın kendi ininden başka gidecek yeri olmaması ne kötü! Görünürde kendi evin gibisi yok. Var mı? Doğru zamanda doğru soruyu sormak kimin haddine? Ne demek, her zaman kendi evin gibi bir yer mutlaka vardır. Neresi olduğu kesin değildir ama! Madem bu kadar huzursuzsun, öyleyse nereden kovulduğuna bak. Sataşmalara aldırmadan git ve otur oraya. Ait olduğun yer her zaman kovulduğun yerdir. Ama oraya ait olabilmen için oranın da sana…

Read More >>

Öğrencilerinizin İnsan Olması İçin Çaba Harcayın

1 Ocak 2018

    Almanya’da bir lise müdürünün her eğitim-öğretim yılı başında öğretmenlere gönderdiği mektup, çok bilinen bir hikayedir… “Bir toplama kampından sağ kurtulanlardan birisiyim. Gözlerim, hiç bir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü. İyi eğitilmiş ve yetiştirilmiş mühendislerin inşa ettikleri gaz odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşirelerin vurduğu iğneler ile ölen bebekler, üniversite ve lise mezunlarının vurup yıktığı insanlar… Eğitimden bu nedenle kuşku duyuyorum. Sizlerden istediğim şudur; öğrencilerinizin…

Read More >>