“Sanrılar”Kısa Romanımız Çıktı

   Adının anlamını bilmediği halde çağırıldığında dönüp bakan bir delidir aşk! Var olup olmadığını kestirmek zordur fakat şiddetli acılarını koyacak bir kalıp bulmak kolay mıdır? Kızgın alevlere sarılır da öyle gelir çünkü. Kadın cinayetlerinin: “Çok seviyordum hâkim bey!” savunmasını düşünürsek, belli ki yeterince anlaşılmamış. Freud’un: “Aşk yoktur, libido vardır.” sözünü de unutmamalı. İşte bütün bunlara “Sanrılar” ın diyecek bir sözü var.      Velhasıl üç yıllık bir fikir kasırgasının ürünü…

Read More >>

Yıkım

   Mevsim kış. Sefaletin, cehaletin ve yabanıllığın hüküm sürdüğü sıradan ve ilkel bir akşam vakti… Küçük bir çocuğun bir köşede kendi halinde misket yuvarlaması gibi ağır ağır yanmakta soba. Üstünde güğüm, içinde su, o da kendi halinde fokurdamakta. Yükselen buğunun altında ıslık çalar gibi ninni tonunda bir ses duyulmakta. Evin yaşlı ninesi her zaman ki köşesinde, adına “rezil uyku” dedikleri doyumsuz bir horultunun kucağında uyuklamakta… Bastonlu dede köy odasına gitmiş….

Read More >>

Kandilde Balkıyan Nurdan Gelirim

   Dudaklarınız! Onlar, milyarlarca yıl önce patlamış bir yıldızın içinde oluşan karbondan meydana geliyorlar. Hepimiz yıldız tozuyuz. “Kudret kandilinde bir ışık iken / Ta ol zaman âşık oldum nura ben.” diyor Sıdkı baba. “Kandilde balkıyan nurdan gelirim.” de Nesimi’ye ait. “Kandil” ışık saçan bir alev kütlesi demek. Yani yıldız. Al sana bin yıllık bilgi.    İçimi yakan başka bir ateş daha yok. Hal böyleyken varlığı neyine göre tanımlarız? Bizler oyun…

Read More >>

Ölüler Konuştuğunda

            İki arkadaş Samsun da iki bin onun yirmi mayıs öğleni az düzgün çok tezekli bir yoldan ağır ağır yürümeye başladılar. Birinin adı Osman’dı. Yaşı nereden baksan kırkı bulmuştu. Tam bir vatanseverdi. Takvimler ne zaman özel bir günü gösterse Bandırma Vapurundan girer Samsun’dan çıkar, anlatır da anlatırdı. Dinleyenler o sözleri bir yerlerde okusalar, o’nun Samsun’a Atatürk ile beraber çıktığını düşünürlerdi. Atatürkçüydü. Nutuk’u hiç okumamıştı. Anıtkabir’e de gitmemiş…

Read More >>

Gitmek…

   Olup bitenlerin farkındaydı. Acı çekiyor, gitmek istiyordu. İnsan, nereye gideceğini bilmeyen bir canlıydı. Kurtulmak istediği huzursuzluk yaşamın ağır baskısındandı fakat ona gideceği kentin melekler şehri olacağını düşündüren şey neydi?    Sorun, yaşamın acımasız olmasında mıydı yoksa ruhun aşırı derecede hasar görmesinde mi? Ayak parmakları kırıldığı halde acının sebebini çok fazla yürümüş olmasına bağlayan bir insanı ne koltuk değneği kurtarabilirdi ne de mola.    Biçimini kaybeden bir ruhu sevgiden başka…

Read More >>

Mozart Üzerine

   Mozart için şöyle derler; “Bütün büyük besteciler gökyüzüne ulaşmaya çalışanlardır, Mozart ise gökten inendir”    Peki bunu niye derler?Filozof Nietzsche basit bir cevap veriyor bu soruya; “İyilik dolu esintisiyle İçimizdeki çocuğu hatırlattığı için”    Son 500 yıllık müzik tarihinin batıdaki büyük yükselişinde müziğin 3 büyük devi olarak Bach, Mozart ve Beethoven gösterilir. Ki bunda haklılık payı vardır.    Ben, hemen hemen tüm piyano için eserlerini çaldığım ve kaydettiğim Mozart…

Read More >>

Kadının Gidişi

     Bir kadını düşlerken onun gülen gözleri hâlâ yanaklarının yumuşaklığını hatırlatabiliyorsa, kusura bakma ama narkozluk hastasın sen. Çünkü bilirsin ki onun o gamzeli yanakları yabancı dudaklara emanettir artık, yabancı fısıltılara… Hadi acı çektir kendine, daha fazlasını hayalle ve bir de yabancı bir penis ekle buna. Ne olacaktı ki başka? Hangi hayatı yaşıyor zannediyorsun elini bırakıp da gidenlerin? Elini tutanları bırakıp gittiğin hayat, işte o hayat…    Geride bırakılan yüreğindeki…

Read More >>

Harun Kolçak – Vasiyet

   “Bütün organlarımı bağışladığım için muhtemelen ölümümden sonra beni size bir poşet içinde verecekler. Fazla kurcalamayın. Cesedimi o poşetle toprağa gömüp, üzerime bir ağaç dikilmesini istiyorum. Mezar taşı istemiyorum. Ne cenazemde, ne de sonrasında 3’üydü, 7’siydi, 40’ıydı gibi bahaneler ile karnınızı şişirmeyin. Ben siz pide yiyin diye ölmedim. Arkamdan dua da etmeyin, yaşarken yapmadığınız iyiliği öldükten sonra yapmayın, yemem.    İlla birilerine yemek vermek isterseniz sokak hayvanlarına verin. Bu en…

Read More >>

Keşke

  Sen yoktun henüz o çağda.Çağ yoktu. Doğmamıştı henüz yezit’in kahpe hainliği.Ve sen baba bellemezden evvel soysuz kabil’i,kardeşkanı dökülmemişti daha.Kanı dökülecek kardeş de yoktu.   Rahmine can düştü bir gün denizananın.Yaşamla döllendi ölü varlığı.Bilir misin ki şimdi sen,oğul aldı toprak ana bu candan.Aşk ile sevişti yer anayla gök baba. Yeni suretlerde can peydahladılar.Onlar sevişmese sen olmayacaktın.Keşke hiç sevişmeselerdi.   Sen ki en çok bir asırlık hayalet:Görmez misin milyon yıllık gerçeği?Sen bile asilken…

Read More >>

Bir Bilge Geçti Bu Dünyadan

     “Gezi isyanı sırasında polis Ahmet Sahbaz’ın yakin mesafeden vurarak katlettiği Ethem Sarısülük’ün babası Muzaffer Sarısülük’ün aramızdan ayrıldığını öğrendik. Muzaffer hoca daha önce Siverek’te Türkçe ögretmenliği yapmış eğitimli biriydi. Kendisine yardım teklif edildiğinde reddedecek kadar gururlu bir insandı. Yoksulluk içinde geçen koca bir ömür ve devletin yüreğine bıraktığı evlat acısıyla yaşadı.” Onun varlığından Gallemit kitabı ile haberdar olmuştum. Dünyanın şatafatlı varlığından elini eteğini çekmiş bir dervişti o. “Sabahları uyandığın…

Read More >>