Lady Godiva

     “Lady Godiva…    11. Yüzyıl’da İngiltere’nin Coventry Şehri’nin lordu Leofrei, halkı ağır vergilere bağlamış, halk yoksulluk içinde yaşamaktadır. Lord Leofrei’nin eşi güzelliğiyle ünlü Leydi Godiva, halkın bu durumuna çok üzüldüğünden, sürekli kocasına vergileri hafifletmesi için yalvarır.    Godiva’nın bu baskılarından bıkan lord en sonunda kızıp Godiva’ya, çırılçıplak soyunup bir atın üzerinde bütün şehri dolaşması koşuluyla vergileri kaldıracağını söyler. 11. Yüzyıl İngilteresinde çırılçıplak dolaşmanın bir Leydi için nasıl imkansız…

Read More >>

Canavarlar Cehennemi

     Bu hiç etik değil. Bu düz mantık çünkü. Zira kötülüğe cezalandırma yöntemiyle karşılık vermek suçu daha da azdırır. Hele ki bu ceza öteki tarafa aksediyorsa. Üstelik kişi “inancı” bir hile olarak kullanıyorsa ceza da ortadan kalkmış oluyor. Artık o zalimi kim durdurabilir?    Kaldı ki kötülük engellenebilir. Öyleyse neden izin veriyorsun? Canın mı sıkılıyor? Dünyanın bir sınav yeri olma düşüncesi zaten bu dünyadaki her türlü zulüm için olası…

Read More >>

“Sanrılar” Kitabımız Çıktı!

     Sanrılar, bundan tam on sene kadar önce öykü formatında çıkmıştı gün yüzüne. Muhatabına okuduğum zaman kalbi duracak gibi olmuş, yazdığım bütün yazıları geçtiğini söylemişti. Belki de bu yüzden öykü olarak kalamazdı. Sınırları genişti zira.    Bir gün bir tanım yapıp dedim ki: “Adının anlamını bilmediği halde çağırıldığında dönüp bakan bir delidir aşk!” Var olup olmadığını kestirmek zordur fakat şiddetli acılarını koyacak bir kalıp bulmak kolay mıdır? Kızgın alevlere…

Read More >>

Kuyudan Çıkan Gerçek

     19 yüzyıl efsanesine göre gerçek ve yalan bir gün buluşurlar. Yalan doğru söyler ve “Bugün hava çok güzel” der.    Gerçek onun etrafına bakar ve gözlerini gökyüzüne kaldırır. Gün gerçekten çok güzeldir. Bir kuyunun önüne gelene kadar birlikte çok zaman geçirirler Yalan doğru söyler. “Su çok güzel, birlikte banyo yapalım!” Gerçek şu ki, bir kez daha şüpheci bir şekilde suya dokunur,su gerçekten çok güzeldir. Soyunur ve yüzmeye başlarlar….

Read More >>

Bekle Beni Geliyorum

  Bekle beni geliyorum. Çizmelerim kirlendi buralarda. Senin bir çift pabucun mutlaka bulunur. Ama seni de tanırım, azdan az çoktan çok. Geçmişinde yaşamaya değil, fırsatım olduğu kadar da diş bilemeye geliyorum geçmişine.   Bilmez değilsin sen buraları; Bakkal da sahiplendi şimdi onları, kasap öfkeli Ve karanlık görünür hala, kitap girmemiş mezralar! Bir bu, bir de şu baş belaları var hani; şehrimde kol gezen eli palalı milisler, ve aslını unutmuş işçi…

Read More >>

Ne Olur Düşmanım Ol!

       Hadi sizler de bugün birilerine aynı dozda rica edin bunu. illa ki hayatınızı kalbura çeviren biri vardır yamacınızda. Hani o her zaman yollarını güllerle donattığınız, taviz üstüne tavizler verdiğiniz bir fırsatçı!    Bugün öldürün onu, basın üzerine, çıkartın cılkını! Kolay kolay ölmez de namussuz. İyice emin olmak lazım. Fakat bir yolu daha var onu yok etmenin.    Önce geri alın tavizlerinizi. Sesiniz soğusun artık. Önce kendinizi yenin….

Read More >>

Bataklığıma Gel!

     Beklenilen kişi gelmesin. Onun kendi bataklığında mutlu olduğu yadsınamaz. Bir yabancı gelsin bunun yerine. Gelsin ve yarının bekleneni olsun. Herkes herkese aşık olamaz. Elektirik meselesi var. Şu sıralar bayağı zamlı. İçini titretmiyorsa aradığın o değildir. Bunu aklına çivile.    Sen körsün. İlk önce bedenine baktığın için körsün. Şehveti gören “göz” değildir. Şehveti cinsel arzular görür. Ve de o en puslu silüetleri bile akıl almaz şekillere sokabilecek bir yeteneğe…

Read More >>

Acemi Yaşantılar

  Elime ayağıma bulaştırmalıyım her işi. Her gün kovulacak bir işim olmalı. Her işte bir hayır, “evet” olmalı ara sıra. Parasız kalmam mühim değil, öyle aç karnına homurdanmamalı midem.   Bazen yalnız yürümeliyim kalabalıkta. Ama ille de ille geride bırakmalıyım adımlarımı arada bir.   Sokakta çarpışacak kadar dalgın dolaşmalıyım kimi zaman. Kimi zamansa karşıdan karşıya geçirmeli beni yaşlı bir adam… Yaşamaya alışmalıyım alelacele!   Kalbim küt küt atmalı arada bir….

Read More >>